KLASİK Dönem Bestecileri

F.JOSEPH HAYDN


ein Bild

 

Haydn Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun bir sınır kasabası olan Rohrau’da dünyaya geldi. Babası vagon yapım isçisiydi. Bir köylü olarak yetiştirilen Haydn, otobiyografisinde, çocukluğunda yemekten çok dayak yediğini belirtir. 8 yaşındayken San Stephen Katedrali’nin korosuna kaydolur ancak; 1749’da sesi kırılınca korodan çıkarılır. İşsiz kalınca, 1758 yılına değin, ekonomik açıdan sıkıntılı günler geçirir. Bu arada C.P.E Bach’ın eserlerini inceleyip, birkaç kompozisyon dersi alır.
1758’de Kont Von Morzin’in Müzik Direktörü olarak çalışmaya başladı. Bundan iki yıl sonra bir berberin kızı olan Maria Anna Keller’le yanlış bir evlilik yaptı. Eşi müziği seymeyen, sinirli, cadaloz bir kadındı. Bu nedenle Haydn evliliği sırasında birçok kadınla beraber olmuştur.
1761 yılında müziksever bir aile olan Esterhazylerin, Yardımcı Müzik Yönetmeni olarak, hizmetine girdi. Önce Prens Paul’a daha sonra Prens Nikolaus’a toplam otuz yıl boyunca hizmet etti. 1766’da Nikolaus içinde 400 kişilik opera salonu bulunan Esterhazy Sarayı’nı inşa ettirdi. Haydn yılın büyük bölümünü insanlardan izole olmuş bir şekilde bu sarayda geçirirdi. Haydn, bu durumun, sanatının üzerinde olumlu etkisinin olduğunu ve onu orijinal olmaya zorladığını ifade etmiştir. Sarayda sayısız görevle uğraşıyordu. Orkestrayı yönetiyor, oda müziği konserlerinde kendisi çalıyor, aynı zamanda beste yapıyordu. 1780 ile 90 arasında 1026 İtalyan opera performansı yönetti. 104 senfonisinin büyük bölümünü Esterhazy’de yazdı. Ünü Esterhazy’den taşıp bütün Avusturya’ya, daha sonra İtalya, Almanya, Fransa ve İngiltere’ye kadar yayıldı. Bu sırada Mozart’la tanıştı. Mozart, Haydn’in en çok hayranlık beslediği besteciydi.
1790’da Nikalous’un ölümüyle, Haydn’in Esterhazy Sarayı’ndaki görevine son verildi. 1791’de J.P Solomon’un davetini kabul ederek İngiltere’ye gitti. 93-98 numaralı senfonilerini burada besteledi. Oxford Üniversitesi tarafından Fahri Müzik Doktorası unvanı ile onurlandırıldı. 1792’nin ortalarında Viyana’ya geri döndü. Beethoven’la çalışmaya başladı; ancak müziğin iki büyük ismi anlaşamadı. 1794 ile 1795 yılları arasında ikinci bir İngiltere gezisi yaptı. Bu gezinin ardından Esterhazy ailesi tarafından tekrar işe alındı. 1797’de bestelediği Gott erhalte Franz den Kaiser Avusturya Milli Marşı olarak kabul edildi. 1800’de eşini kaybetti. Romatizma ve çeşitli hastalıklarla mücadele eden Haydn, resmi görevlerini 1802’de bıraktı. 1809’da Fransız işgali esnasında öldü. Cenazesinde Mozart’ın Reqiuem’i çalındı.
Haydn senfoninin ve yaylı dörtlüsünün babası olarak bilinir. Oratoryoları, missalari ve operalarıyla vokal yapıtlarda da çok başarılı olduğunu göstermiştir. Müzik tarihindeki büyük besteciler içinde en az nevrozlu olanıdır. Çok sevecen, hümanist ve esperili bir insandı. Müziği yüce bir zanaat olarak gören Haydn, inanılmaz bir verimlilikle eserler vermiştir. 104 senfonisi, 83 yaylı dörtlüsü, 52 piyano sonatı, birçok konçerto ve oda müziği eseri bulunmaktadır.

 

WOLFGANG AMADEUS MOZART 
ein Bild

 

            Tüm zamanlarda üstünlüğü tartışılmayan, eşsiz bir besteci düşünecek olursanız, bu  W. A. Mozart’dan başkası olamaz. Müzik tarihinin hep dahi çocuğu olarak anılan Mozart kadar adından çok söz ettirmiş, üstüne pek çok yazı yazılmış, film ve tiyatro konusu haline dönüşmüş bir başka besteci yoktur. Yapıtlarındaki pırıltılı huzur, ayrıntıya özen ve dikkat  çok  güçlüdür. 35 yıllık kısa ve trajik yaşamına sığdırdığı 600’den fazla yapıtla insanlığa kocaman bir hazine sunmuştur.

          Bu Avusturyalı besteci Salzburg’da doğmuş, Viyana’da ölmüştür. Besteci ve kemancı Leopold Mozart’ın oğludur. Altı yaşında keman ve piyano çalan Mozart, daha o yaşta küçük egzersiz parçaları besteliyordu. 1762 yılında babası ve ablası Naneri ile birlikte uzun bir konser seyahatine çıkarlar. Münih ve Viyana’da ilgi gören küçük sanatçı ve ablası seyahatlerini Paris ve Londra’ya kadar uzattılar. Mozart Paris’te belli başlı ilk eserlerini; dört keman ve piyano sonatını yazdı. Küçük besteci daha sonra, ailesi ile birlikte 1768’de Viyana’ya döndü. Aynı yıl İmparator İkinci Joseph için ilk operası “La Finta Semplice”yi yazdı. Bundan sonra “Bastien ve Bastienne” adlı küçük operasını yazan sanatçı, yine Viyana’da birkaçdua korosunu idare etti. 1769’da Salzburg’da kilise orkestra şefi oldu. Aynı yıl babasıyla İtalya’ya gitti ve Roma’da papa tarafından altın madalya ile onurlandırıldı. Burada İtalyan müzikçi Padre Martini’nin de kısa bir zaman için öğrencisi oldu.1770’te ülkesine dönen genç besteci “İl Segno di Scipione” ve Milano için “Lucia Silla” operalarını besteledi. 1777 yılına kadar Salzburg’da kalan Mozart aynı yıl Mannheim ve Paris’e gitti; fakat hiçbir başarı kazanamadı. Paris’te annesinin ölümü üzerine tekrar ülkesine döndü. 1779’da saray organisti tayin edilen Mozart 1780 – 1781’de ilk operası “İdomeneo”yu verdi. 1781’de Salzburg’u bırakarak Viyana’ya geldi ve orada yerleşti. Aynı yıl yazılan “Saraydan Kız Kaçırma” operası başarı kazandı. 1782’de Constanze Weber ile evlendi. 1782 – 1785 yılları arasında yazdığı eserleri şunlardır: Haydn’a ithaf edilen altı tane yaylı kuarteti, birçok piyano konçertosu ve çeşitli konser aryaları. 1786’da “Figaronun Düğünü” operası büyük başarı kazandı. Ertesi yıl Prag için   “Don Juan” operasını yazdı. 1788’de birbiri arkasından son üç senfonisini; mi bemol majör, sol minör ve do majör “Jupiter”i verdi. İmparatorun emri üzerine “Cosi Fan Tutte” adlı komik operayı yazdı. 1791’de son ciddi operası “Titus”u ve Schickaneder’in teksti üzerine “Sihirli Flüt” operasını yazdı. Aynı yılın Temmuz’unda başladığı “Requiem”ini bitiremedi.

            Mozart’ın ilk eserlerinden itibaren melodi ve armoni zenginliği göze çarpar. Bu sıralarda Schobert, Emmanuel Bach, Christian Bach ve Abel genç bestecinin üzerinde etkili olmuşlardır. Opera eserleri ise İtalyan “opera buffa” ve Fransız “opera comique”lerinin izlerini taşır. Ciddi operalarında “İdomeneo” ve “Titus”ta olduğu gibi yaratıcılığı kendini gösterir. Ömrünün sonlarına doğru yazdığı “Don Juan” ve hele “Sihirli Flüt” operaları Alman romantik operasının örnekleridirler. Senfonilerinde Haydn ve Christian Bach’ın, diğer çalgısal eserlerinde Avusturya halk dans ve melodilerinin etkileri gözükür. Mozart kısa hayatına rağmen pek çok eser yazmıştır. Eserleri kısaca şunlardır.

 

            Operaları: “Apollo et Hyacinthus” (1767), “Bastien ve Bastienne” (1768), “La Finta Semplice” (1768), “Mitridate” (1770), “Ascanio in Alba” (1771), “İl Signo di Scipione” (1772), “Lucia Silla” (1772), “La Finta Giardiniera” (1775), “İl re Pastore” (1775), “Zaide” (1780), “İdomeneo” (1781), “Saraydan Kız Kaçırma” (1782), “Loca de Cairo” ve “La Sposo Delluso” (1783), “Tiyatro Müdürü” (1786), “Figaronun Düğünü” (1786), “Don Juan” (1787), “Cosi Fan Tutte” (1790), “Sihirli Flüt” (1791), “Titus” (1791).

 

            Bunlardan başka ses için kırk yedi düet, terset ve kuartet, altı oratoryo ve kantat, kilise müziği için pek çok eseri vardır. Bunlar arasında on beş orkestra duası, “Requiem” motetler, hymnler ve on beş orkestra ve org sonatı başta gelir. Mozart bunlardan başka otuz sekiz “lied”, iki terset ve yirmi iki kanon bırakmıştır.

 

            Orkestra eserleri: Kırk sekiz senfoni - ki en meşhurları Re majör (1786), mi bemol majör, sol minör ve do majör “Jupiter” (1788)’dir-  ; otuz üç divermenti ve serenad, yirmi dokuz orkestra parçası, kırk bir dans.

 

            Konçertoları: Yedi tane keman için, bir tane iki keman ve bir tane de keman ve viyola için “sinfonia konsertante”, birer tane fagot, obua, klarnet için ve bir tane flüt ve arpa için, üç tane flüt, beş tane korno için. Yirmi beş tane piyano için konçerto, birer tane de iki ve üç piyano için konçerto.

 

            Piyano eserleri: yirmi iki sonat ve fantazi, on beş varyasyon, yirmi beş parça piyano konçertoları için kadans, dört el için sonat, varyasyon ve füg.

 

            Oda müziği eserleri: Kırk beş piyano ve keman için sonat ve varyasyon, sekiz tane piyanolu trio, iki tane piyanolu kuartet, üç tane yaylı sazlar triosu, yirmi sekiz tane yaylı kuarteti; iki flütle, 1 obuayla, yedi yaylı kentet ve klarnet kenteti.

 

            Mozart’ın bütün eserleri Dr. Ludwig Köchel tarafından kronolojik olarak sıralanmış ve numaralandırılmıştır.

 

            Klasik dönemde kuşkusuz Türk adını müzikte en çok duyuran besteci Mozart’tır. Sonat, konçerto, opera ve balelerinde Türk vurma çalgılarını ya da renklerini kullanmıştır. 1775’de yazdığı “Türk Marşı” ile 1782’de yazdığı “Saraydan Kız Kaçırma” operası bunların içinde en ünlüleridir.

LUDWIG Van BEETHOVEN  
ein Bild

 

            Beethoven’i klasik bestecilerden ayıran en önemli özelliği; özellikle ilk gençlik yıllarında karşısına çıkan döneminin demokratik cumhuriyet arayışı akımından büyük ölçüde etkilenmiş olmasıdır. Bu, hayata politik bir sorgulama ve duyarlılık içersinden bakan bestecinin elinde müzik, artık tek başına bir soylular eğlencesi olmaktan çıkmış, toplumun tüm katlarının ortak duygu ve düşünce birikimini temsil etmeye yönelmiştir.

            Eserleri şunlardır: Senfoniler / Konçertolar / 11 Uvertür bale müziği / Danslar / Marşlar / Öteki orkestra eserleri / Oda müziği eserleri / Yalnız nefesli çalgılar için/yalnız yaylı çalgılar için / Çeşitlemeler / Bagatelleler, öteki piyano eserleri / Dörtel piyano için / Org için / Mandolin / Arp / Mekanik müzik çalgıları / Mes ve oratoryolar / opera, piyano ve nefesli çalgılar için oda müziği / yaylı çalgılarla, piyano / piyano ve keman sonatları / Piyano ve viyolonsel için / piyano eserleri.

Fransız ihtilalinden yaklaşık yirmi yıl sonra yeni bir romantik çağ başlamıştır.

            Bu ihtilalde 19 yaşında bir delikanlı olan Beethoven, 1824 - 7 Mayıs’ta  son halk konserini verir. Bu tarihlerde 9. Senfoni’nin ilk sunumu ile uğraşıyordu. Senfoninin yazılması sırasında sağırlığının son çizgisindedir; saatleri saymaya başlamıştır ama senfoniyi bitirebilmiştir. Artık bir başkası ona arkasına dönmesini söyleyene kadar, seyirciyi duyamaz durumdadır.

            Beethoven, müziği özgürleştirip, edebiyatın kölesi olmaktan kurtarandır. Müziği özel bir sınıfın olmaktan çıkarıp, geniş halk kitlesinin dinlemesi kaygısını hep taşımıştır.

            Onu patronlar karşısında ilk bağımsız ve yaratıcı sanatçı olarak görenlerle karşılaşırız.

            Beethoven’in ölümünden bir yüzyıldan fazla zaman sonra bile müzikte merkezi önem taşımasının bir çok nedeni sayılabilir.

             Müziğinde hızlı değişimler, canlı karşıtlıklar, hem aynı yapının içindeki karşıtlıklar hem de iki ayrı çalışmanın içindeki karşıtlıklar yer alıyordu. Bu da doğal olarak Beethoven’in mizacına uygun biçimde müziğini duyguların ifadesinde daha inanılır bir araç yapıyordu.

O’nun müziğe getirdiği kişilik, duygu özgürlüğü ve yoğunluğu, Napolyon savaşları ve Fransız Devrimi’nin onda yarattığı ruhsal genişleyişin önemli bir sonucudur.

Kendine verilen parlak, şirin formları sadeleştirerek, abartılarını atarak kendi alçak gönüllü ve cömert ruhuyla doldurmuş, onları dışa olduğu kadar içe de seslenir yapmıştır. Müziği bu açıdan çok yalın bir anlatıma sahiptir.

Hemen hemen dokunduğu her formu, her müziksel uygulamayı geliştirmiştir. Örneğin sonat formunu değiştirip cümle yapılarını daha da güçlü bir hale getirmiştir.

 

Müzik sanatına yaptığı gerçek katkıların en güçlüsü ve orijinalleri şu başlıklar altında toplanabilir:

 

1) İlki anıtsal uygulamalarının özgünlüğünü taşıyanlar : (quartetler ; 4 ve 11, “Eroica”, 5. ve Koral Senfonileri, Pathetique Sonat, Apposionata C minör op.111 sonatları).

 

2) Gürültülü, espirili, dolu-dizgin mizaç ve tutkusal etkiyi içeren veya şeytani zekasını çağrıştıranlar : (6, 7, 13 ve14. Quartetler; yaylılar için quartet, Eroica, Pastoral, 7. ve Koral senfoniler,  Fa Majör Keman Sonatı  )

Scherzo adı, menuet biçimini ilk uygulayan ve onu bu  isimle çağıran Haydn tarafından keşfedilmiştir. Ama Beethoven, kendine verilen bu formu; genişletmiş, derinleştirmiş, yükseltmiş ve genellikle fiziksel kimliğini oturtarak inşa etmiş; entelektüel ve duygusal yönü ile kendi orijinal eserlerinde kullanmıştır.

 

3) Mistik yüceltmenin nazik ve ağır örnekleri : (8,11,12,13,14,15.